Evlenme Gelenekleri

Yaşamın temel dönüm noktalarından biri olan evlenme,hem kadın ve erkeğin yaşamını birleştirmesi açısından bireysel, hem de aile ve akrabalık bağlarının kurulması açısından toplumsal bir olgudur.

Özellikle küçük köy topluluklarında ve yaylalarda düğün,köyün tamamını içine alan bir faaliyet olması nedeniyle bir “bayram” anlamı kazanır.Evliliğin aşamaları sırasında yapılan törenlerin bazıları yeme-içme,eğlence havası içinde geçer

A) Düğün öncesi
1) Görücülük,dünürcülük,kız isteme
2.      a)Söz kesme
b)Şerbet
3)Nişan

4)Düğün okuntusu
5)Çeyizin gitmesi ve sergilenmesi
6)Gelin hamamı

Köyümüzde evlenme gelenekleri pek az değişime uğramıştır. Evlenme çağı kızlarda 15-19, erkeklerde 18-23 yaşları arasındadır,eskilerde çoğunlukla görücü usulü ile evlenilirdi. Artık gençler evleneceği kişiyi kendileri beğenmektedirler. Buda bizleri diğer il ve ilçelerle kaynaşmamızı sağlıyor.

Geleneklerimiz bazı yörelerle uyum sağlamadığında bazı olumsuzluklarda olmuyor değil. Oldukça azalmış olmasına rağmen  eskiden devam eden başlık parası geleneği, kız kaçırma olaylarını da artırmaktadır. Bu ise yakın zamana değin aileler arası düşmanlıklara yol açmaktaydı. Kızların söz hakkı yok gibidir. Erkeklerse evlenme istemlerini ev içinde çekingen, küskün tavırlarla belirtirlerdi. Aracılarla iletirlerdi. Yanıtta aracılara verilirdi. Şimdi ise gençler kendileri büyüklerine fikirlerini belirtirler.

Erkeğin istediği kızı ana-baba da uygun görürse, kızın evine elçi gönderilir. Erkeğin herhangi bir isteği olmasa da, eğer oğlan evlenme çağına gelmişse kız beğenmeye çıkılır. Elçi gönderme. Doğrudan kız isteme anlamına geldiğinden, önce kadınlar gidip kızı görürler. Elçiler,köyün saygın kişilerinden seçilir. Oğlanın babası ya da yakınların dan birileri elçilerle birlikte gider. Elçiler arasında en yaşlı kişi sözü açar, isteklerini bildirirler. Kız babası da evlenmeden yanaysa, Allahın emri varsa ben ne diyecem? Bir de kızdan soralım, bakalım ne der diye cevaplar. Karısı aracılığıyla kızın düşüncesini elçilere iletir. Evlenmeden yana değilse “Kocalık kızımız yok. Kız tarafı olumlu yanıtladıysa şirni (tatlı) yeme günü kararlaştırılır.Başlık miktarı belirlenir. Erkek tarafınca getirilen kolonya, şeker, meyve gibi şeyler konuklara sunulur. Bu aynı zamanda beh günü (söz kesme) olarak da değerlendirilir.Aynı şekilde bir iki gün sonrada erkek evine şirani götürülür. Ayrı bir sinide de kete ya da çörekle birlikte, güvey için giysilik, çorap, mendil ve nişan yüzüğü bulunur.

Kadınlar ve Erkekler ayrı odalarda toplanır. Güveyin yakınlarından biri kıza yüzüğü takar. Kimi zamanda kız, erkeklerin toplandığı odaya getirilerek, yüzük orada takılır. Sonra boy görmesi denen para verilir. Beh, nişan niteliğinde olmakla birlikte, ayrıca nişan töreni de düzenlenir. Nişan günü kararlaştırılır. Gelinin getireceği yatakların yünleri erkek tarafına aittir. Bu arada bu miktar belirlenir. (genellikle 100 kg.dır.) Kız evinde yapılan nişana her iki tarafın yakınları çağrılır. Kız evine ve geline çeşitli armağanlar alınır.
Düğünün iki bayram arasına ya da Muharrem ayına rastlamamasına özen gösterilir. Damat, kız tarafınca iyi tanınan bir arkadaşı aracılığıyla, gizlice nişanlısını görmeye gider. Düğün öncesinde, belli bir günde çeyiz düzme için iki tarafın önde gelenleri çarşıya iner. Başlıkla birlikte alınacaklar saptanır. Çarşıya inenlere de armağan alınması adettendir. Düğüne her iki taraf kendi konuklarını (konağ) ayrı ayrı çağırır. Konuklara atlı denir. İlkin gelin yada güveyin evine alınan konuklara atlı çayı verilir. Çayda çeyiz görme, kına ve düğün günleri bildirilir. Kimi köylerde atlı deyimi yalnız oğlan evinden kız evine giden konuklar için kullanılır. Konuklar köy halkınca paylaşılır. Her evde birkaç atlı misafir edilir.

B) Düğün

1) Kına gecesi
2) Gelin alma
3) Nikah
4) Gerdek
Düğünden önce damat tarafının alıp kız evine gönderdiği yünler yıkamaya götürülür. Genellikle Yayla zamanında Bağırsak deresinde yıkanan yünler damat tarafındandı genç kızlar ve gelinler yardıma giderler.

Sağdışlık ve solduşluk (yenge) geleneği hemen hemen her yörede olduğu gibi Köprülüde de devam etmektedir. Gelinin sol koluna yenge ve güveyin sağ koluna sağdış girer ve düğün süresince hiç yanlarından ayrılmazlar.
Gece gelinin evinde kına gecesi düzenlenir. Kına yakılmadan önce gelinin de güveyinde avucuna para konulur, odadaki tüm konuklara kına yakılır. Oyunlar oynanır. Ertesi sabah gelin alma günüdür. Gelin hazırlanırken kapı önünde davul çalınır, oyunlar oynanır. Bu sırada ağlatma, ağır ağlatma,temıl ağa, cenderme,ve nuri gibi havalar çalınır. Öğle saatlerinde gelin arabaya biner. Bu güvey evine hareket anlamına gelmektedir.Eskide onlarla birlikte müjde yastığı da yola çıkardı. Yastığı konvoydan önce güvey evine götürene çeşitli armağanlar verilirdi. Yol boyunca cirit oynanırdı.

Damat evine düğün alayı vardığında kurbanlar kesilir bir gün önceden hazırlanan meşhur Koreweng Çağ Kebabı gelen misafirlere ikram edilir.

C) Düğün sonrası uygulamaları
İki gün sonra toplanan kadınlar gelinin sandığını açarlar.Sandıkta yazma, leçek, çorap,gibi hediyelerin yanı sıra yıllarca göz nuru döktüğü el işlemeleride yakın akrabalara hediye gönderilirler.

Hazırlayan: Erkan ÖZÇELİK

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir