Yöresel İnançlarımız

Alaca karganın ötmesi  bir haber geleceğine işaret edermiş. Bu sebeble karganın ötüşünü duyanlar “xêr xêr (hayırlı, hayırlı)”  derlerdi.
·         Arefe günü banyo yapılırsa insanın boyu uzarmış.
·         Bir çocuk elleri açık doğarsa rızkı açık olur. Kapalı doğarsa cimri olurmuş
·         Bir kadınını kocasına sözü geçmesi için kocasına eşek dili yedirmesi gerekirmiş.
·         Cenazeye gidilirken yeni doğmuş çocuk havaya kaldırılır yoksa çocuk basık olurmuş.
·         Ekmeğin yanık yerleri yenilirse yolda para yada değerli bir şey bulacağına inanılırdı.
·         Gece aynaya bakılmaz, bakılırsa uğursuzluk getirir.
·         Gece dışarı sıcak su dökülürse yada tuvalet yapılırsa periler yanarmış.
·         Gece sakız çiğnenmez, çiğnenirse ölü eti çiğnermişsin.
·         Gece tırnak kesilmez, kesilirse ömür kısalır.
·         Giden kişi geriye dönsün diye arkasından su dökülür.
·         İki bayan arasından geçmek uğursuzluktur.
·         İki bayram arasında düğün yapılmaz yapılırsa uğursuzluk olurmuş.
·         İnsanın üstünde dikiş yapılmaz, dikilirse kısmeti bağlanırmış.
·         Kapı eşiğine oturmak uğursuzluktur. Oturursan rızkın kesilirmiş.
·         Köpek uzun uzun havlarsa yakında birisi ölecek demekmiş.
·         Kulağın çınlaması hakkında bir yerde konuşulmasına delaletmiş.
·         Saçını kesip yere atarsan başka birisi de saçını çiğnerse başın ağrır.
·         Sağ elin içi kaşınırsa para gelir. Sol elin içi kaşınırsa para gider.
·         Yemek yerken kaşığın elden düşmesi başka birisinin aç olduğunu belirtir.
·         Yerde yatan çocuk üzerinden geçilmez, geçilirse boyu kısa kalırmış.
·         Yere düşen bardağın kırılması iyi habere kırılmaması kötü habere delalettir.
–       Nisan yağmurunda başını açıp gezenlerin  saçları erken uzar
–      Gece yastığın altına elbise koyarsan (özellikle de belden aşağı giyilen pantolon, çorap vs. gibi elbiseler) gece uykuda Karakura (Karabasan) basar.
·      Kollarını göğsünde kavuşturup bağlarsan annen baban ölür, yetim kalırsın.
·      Kurbağaya elini  sürersen, dokunursan, öldürürsen veya geceleri yıldızları sayarsan ellerinde siğil çıkar
·      Akşam ezanına yakın vakitte (bu zamana “dar vakit” denir) hiçbir iş yapılmaz
·      Karganın farklı bir sesle ötmesi, baykuşun ötmesi, horozun vakitsiz ötmesi ve köpeğin  veya tilkinin uluması uğursuzluk getirir, kötü haber alınacağına işaret eder. Öten karga ve uluyan tilki kovulur. Baykuş bir evin çatısında veya yakınında uzata uzata öterse bu ev halkından birinin öleceğine, kısa kısa öterse birinin hastalanacağına işarettir.
·    Gökte taze ay göründüğü zaman aya doğru yönelip, dua okunmalıdır.

· Gökkuşağının altından geçen kız, erkek; erkek ise kız olur

· Başında şapka, kasket, takke gibi bir başlık olmayan (başı açık) bir kimse su içerken bir elini başının üstüne koyarak başını kapatmalıdır. Başı açık su içilmez. Ayakta su içilmez.

· Parmakla işaret edilerek mezar gösterilmez.

· Göz dalması veya ayak altının kaşınması yakında yolculuğa çıkılacağına işarettir.

· Gözlerin kaşınması ağlamaya; göz seğirmesi o kişinin üzüleceğine veya sevineceğine işaret eder.

· Bir kimsenin kulakları çınlarsa veya hıçkırık tutarsa, birileri onun hakkında konuşuyor demektir.

· İp üzerine oturan kişi iftiraya uğrar.

· Yeni geline üç gün süpürge ve iğne verilmez, işi bitmez diye.

· Kesilen tırnaklar sobaya atılmaz.

· Sabun ve bıçak elden ele verilmez. Yere koyulur, diğeri yerden alır, elden almaz.

· Merdiven altından geçenin boyu uzamaz.

· Bardak çatlar da kırılmazsa uğursuzluk getirir. Bardak yere düşer de kırılmazsa uğursuzluk getirir. Düşüğü zaman kırılması

iyi sayılır, uğursuzluk gider.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir